Gaziantep’te kötü kokular gelmeye başladı! Eve girenler şok oldu

​Bir süre önce eşiyle tartışan 1 çocuk babası Aykut P., arkadaşının Güneykent Mahallesi’ndeki evinde kalmaya başladı. Dün gece, Aykut P.’nin kaldığı teras kattaki daireden gelen kötü kokular üzerine binada oturan aileler, ev sahibine haber verdi. Ev sahibi de Aykut P.’yi aradı, ulaşamayınca da yakınlarına haber verdi. 

Adrese gelen yakınları çilingir yardımıyla girdikleri evde Aykut P.’yi kapının ardında tavana asılı buldu. Birkaç gün önce intihar ettiği tahmin edilen Aykut P.’nin cansız bedeni, yapılan incelemenin ardından otopsi için Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Aykut P.’nin cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından defnedilmek üzere yakınlarına teslim edildi.

Arnavutköy’de intihar eden kadının ailesinden çarpıcı iddia! ‘İntihar süsü verildi’

Olay 6 Ocak Cumartesi günü Arnavutköy Adnan Menderes Mahallesi Kıyamet Sokak üzerinde meydana geldi. Evli ve 2 çocuk annesi olan Cahide Türkoğlu (30), iddiaya göre sabah kahvaltı yaptıktan sonra evlerinin çatı katına çıkarak boynuna bağladığı iple intihar etti. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Türkoğlu’na kalp masajı yaparak hayata döndürmeye çalıştı.

Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Türkoğlu, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Türkoğlu’nun cenazesi otopsi işlemleri için İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Otopsi işlemlerinin ardından Türkoğlu’nun cenazesi ailesine teslim edildi.

Eşi cenazeye katılmadı
Cenazesi polisin yoğun güvenlik önlemi altında Arnavutköy’de defnedildi. Cenazeye Cahide Türkoğlu’nun eşi Yusuf Türkoğlu ve ailesinin katılmadığı öğrenildi. 

‘İntihar süsü’ iddiası
Sultangazi İsmetpaşa Mahallesi’nde yaşayan Cahide Türkoğlu’nun ailesi, kızlarının ölümüne ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Anne Aynur Bülbül, kızlarının ölümüne intihar süsü verilmek istendiğini iddia etti.

Türkoğlu’nun erkek kardeşi Bayram Bülbül, Arnavutköy Yavuz Selim Polis Merkezi Amirliği’ne giderek ablası Cahide Türkoğlu’nun eşi Yusuf Türkoğlu ve kayınvalidesi tarafından şiddet uygulanarak intihara sürüklendiğini iddia ederek, şikayetçi oldu. 

“Kızım sürekli şiddet görüyordu”
Anne Aynur Bülbül, kızı Cahide Türkoğlu’nun eşi, kayınvalidesi ve kayınpederi tarafından sürekli şiddette maruz kaldığını iddia ederek, “Ben üçünden şikayetçiyim. Bunlar benim kızımı darp ettiler, öldürdüler. Kızıma bakmıyorlardı. Kızım komşularından yiyecek alıyordu. Kızım sürekli şiddet görüyordu. Ben kendisine her zaman yardım ediyordum. Alıp kendi evime getiriyordum, kısa bir süre sonra evine geri dönüyordu. Kocası kızımı çok dövüyordu. Torunlarımı kızıma göstermemekle her zaman tehdit ediyormuş. İkinci bir evlilik yapacağını söylüyormuş. Torunlarımın aileden alınarak yurda teslim edilmesini istiyorum” dedi.  

Ablası Cahide Türkoğlu’nun ölümünden sonra polis merkezi amirliğine giderek eniştesi ve ailesinden şikayetçi olan Bayram Bülbül, yeğeninin o gece yaşananlara tanık olduğunu söyledi.

“Yeğenim babasının annesini astığını görüyor”
Yeğeninin teyzesini arayarak, babasının annesini astığını söylediğini iddia eden Bayram Bülbül, “Eniştem ve kayınpederi gece yarısı ablamı dövmüşler. Ablam bir fırsatını bulup kendini dışarı atarak, ‘Komşular, bunlar beni öldürecekler, kurtarın beni’ diye bağırmış. Ama ablamın yardım çığlıklarına kimse koşmamış. Daha sonra eşi ve ailesi ablamı içeri alıyorlar. Ablamı vurup öldürmüşler. Ablamın küçük kızı görüyor. Yeğenim babasının annesini astığını görüyor. İntihar süsü veriyorlar. Ayrıca diğer abamı arayarak, annesinin ağzından kan geldiğini ve babasının annesini astığını söylemiş. Biz intihara inanmıyoruz. Ablam evlendiğinden beri şiddet görüyor” diye konuştu. 

Fuat Oktay’dan Miçotakis’e sert yanıt: İşgalci görmek isteyen aynaya baksın

Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) devlet televizyonu Bayrak Radyo Televizyonunda (BRT) canlı yayın programına konuk olarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’nin geleceğiyle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin, “Cumhurbaşkanımız bugünkü konuşması tarihi bir konuşmaydı. Rum kesimi ve Yunanistan’da dahil, hem içeriye hem dışarıya bütün dünyaya netti. Bu konuda taraf olanlar veya taraf olmadığı halde taraf gibi davrananlara son derece net bir mesajdı. Bu ileride de hatırlanacaktır.” dedi.

Türkiye’nin hiçbir zaman tehditle iş yapmaya gelmeyeceğini vurgulayan Oktay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çılgın Türkleri tanımadıysanız tanıyın artık” sözleriyle Türkiye’ye yönelik tehditlere asla taviz verilmeyeceğinin altını çizdi.

Oktay, Kıbrıs meselesinde Türk milletinin her zaman yapıcı olduğunu belirterek, “Ada’da barışın, refahın sağlanabileceği iki toplumun bir arada, eşit temelde, eşit haklarda yaşayabilecekleri bir çözüm olsun ve barış getirsin dedik, Türkiye bunu yapmıştır. Ancak bunun karşılığında karşı taraf hiç bir zaman iyi niyetle yaklaşmadığı için sonuç alınamamıştır.” dedi.

2004’te Annan Planı referandumuna Kıbrıs Türk tarafının “Evet”, Rum tarafının ise “Hayır” dediğini hatırlatan Oktay, çözüme destek verdiğini iddia eden Avrupa Birliği’nin (AB) bu süreçte Rum tarafını AB üyeliğine aldığını ve bununla kendi ilkelerini ve yasalarını çiğnediğini ifade etti.

Oktay, Kıbrıs’ta uzun yıllar federal temelde bir çözüm arayışı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Rum kesimi, hiçbir zaman ne elindeki gücü, kaynakları, hükümeti ve hiçbir şeyi Türk tarafıyla paylaşmak istemedi. Burada, Kıbrıs Türkü’nün asimilasyonuna dönük bir aldatmaca olduğunu görüyoruz. Neredeyse 50 yıla yakın bir görüşmeden bahsediyoruz. En son Crans Montana görüşmelerinde, Türkiye, ‘Bu bizim görüşeceğimiz en son federe devlet konusudur.’ demiştir. Bugün geldiğimiz noktada Cumhurbaşkanımızın söylediği son derece nettir. Biz, dediğimiz noktadayız, verdiğimiz sözleri yerine getirdik, karşılığında gördüğümüz bellidir. Bundan sonra duruşumuz nettir, federe devlet diye bir konu gündemde yoktur. BM öncülüğünde Kıbrıs konulu gayrıresmi 5+1 toplantı martta olabilir. Bu da Türkiye’nin önerisidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni şeyler konuşmak lazım” sözlerini hatırlatan Oktay, yeni şeylerden kastedilen durumun hali hazırda Ada’da var olan iki toplum olduğunun altını çizdi.

“Kıbrıs’ta iki ayrı devleti konuşabiliriz”
Oktay, Kıbrıs’taki iki yapının birbiriyle konuşması gerektiğinin altını çizerek, “Kıbrıs’ta iki eşit devlet, iki eşit toplum temelinde iki ayrı devleti konuşabiliriz, bunu müzakere edebiliriz. Bunun içinin nasıl doldurulacağını konuşabiliriz ama artık federe devlet geride kalmıştır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bu konuyla ilgili ABD’ye, AB’ye ve dünyaya da mesajını çok net verdiğini belirten Oktay, taraf olmamaları ve çözüme katkı sağlamak istiyorlarsa adil davranmaları gerektiğini vurguladığını hatırlattı.

Oktay, “AB ve diğer bazı ülkelerin dış politikaları, Rum kesimi ve Yunanistan tarafından ipotek ve tehdit altındadır. Kendi özgür iradeleriyle karar verememektedirler. Biz de bu ülkelere, ‘Bu tehdidin ve ipoteğin altında barış görüşmeleri yapamazsınız, Türkiye ile ilişkileri götüremezsiniz.’ diyoruz.” dedi.

Tehditlere tarih boyunca boyun eğmediklerini söyleyen Oktay, Türkiye olarak ısrarla diplomatik ve barışçıl yolları sonuna kadar zorladıklarını ifade etti.

“Doğu Akdeniz’deki sorunlar tüm açıklığıyla tartışılabilir”
Oktay, şöyle devam etti:

“Burada Türkiye olarak yaptığımız şeylerden biri, yeni açılımlardan birisi de Doğu Akdeniz Konferansı çağrısı olmuştur. AB de BM de buna sıcak bakmıştır. AB hatta sahiplenmek istemiştir. Biz de dedik ki ‘Tabii buyurun, tek şartla; Rum kesimi, KKTC ile birlikte bu konferansa davetlidir. Birlikte gelirler ya da hiç gelemezler.’ Ülkeler de zaten bölge içerisindeki ülkeler olur. Zaten garantör devletler var. Doğu Akdeniz’deki sorunlar tüm açıklığıyla tartışılabilir.”

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarının keşfedilmesiyle Kıbrıs’ın neredeyse tüm ülkelerin odak noktasına dönüşmeye başladığını belirten Oktay, bu kaynakların adil olarak paylaşılması gerektiğini ve Türkiye olarak hidrokarbon kaynakları çatışmanın değil barışın aracısı olabileceğini savunduklarını vurguladı.

“İşgalci görmek istiyorlarsa aynaya baksınlar”
Oktay, “Doğu Akdeniz’de var olan kaynakların nasıl paylaşılacağıyla alakalı, adilane bir paylaşımın nasıl yapılabileceğiyle alakalı bir teklifimiz oldu. KKTC olarak yapılan bir teklifti. Bu teklifimiz de hala açıktır. Biz burada da bunu anlatmaya devam edeceğiz.”

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in dün Kıbrıs Rum kesimine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Rum lider Nikos Anastasiadis ile Türkiye’ye karşı yaptığı açıklamalara tepki gösteren Oktay, “Aslında onların aynaya bakarak konuştukları şeydir, işgalci görmek istiyorlarsa aynaya baksınlar. 1571’den 1878’e kadar aralıksız burayı yöneten bir toplumdan bahsediyoruz, Türk milletinden ve Türk toplumundan bahsediyoruz. Burada ev sahibi Türk milletidir ve Kıbrıs Türkü’dür, misafir olan ve işgal eden birileri varsa onların ta kendileridir.” dedi.

Oktay, son zamanlarda ABD, Rusya ve Fransa’nın, Kıbrıs Rum kesimiyle askeri eğitim ve iş birliği adı altında anlaşma imzalamalarını da yakinen takip ettiklerini, AB’nin yaptığı hataların bu ülkeler tarafından da yapılmamasını da arzu ettiklerini söyledi.

“Sahil şeridi artık açıldı”
Kapalı Maraş’ın açılım süreci konusunda kimsenin tepkisine göre hareket edemeyeceklerini belirten Oktay, yapılacak değerlendirmelerin ardından gereken adımları atacaklarını ve Kıbrıs Türkü’nün faydasına olan ne ise sonuna kadar destekleyeceklerini söyledi.

1974’ten beri kendi toprağını iyi niyetle tutan bir devletin söz konusu olduğunu vurgulayan Oktay, yaklaşık 50 yıldır bekleyen bu devletin, “artık yeter” dediğini ve birkaç neslin bu bölgenin açılmasını beklediğini dile getirdi.

Oktay, “Bu çocukların, gençlerin geleceğini seni beklemekle karartamam. Gazimağusa’yı düşünün, oradaki çocukların ve insanların Maraş’ın sahil kısmının açıldıktan sonra oradaki sahilde dolaşmalarını, sevincini düşünün. Bu mu daha iyi yoksa şehri farelerin dolaştığı terkedilmiş harabe bir şehir olarak daha da kötüye götürmek mi daha iyi?” ifadesini kullandı.

Kapalı Maraş’ın açılması noktasında KKTC’nin kararını verdiğine ve Türkiye’nin de sonuna kadar bu kararın arkasında olduğuna dikkati çeken Oktay, sahil şeridinin artık açıldığını aktardı.

“Bundan sonra ikici aşama gelecektir”
Oktay, şunları kaydetti:

“(Maraş’ın açılması konusunda) Bundan sonra ikinci aşama gelecektir. Taşınmaz Mal Komisyonu vardır. Herkesin hak ve hukukuna riayet edilerek bir çözüm yolu bulunacaktır. Başka ülke vatandaşı birisinin toprağı veya gayrimenkulü varsa yine Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla çözüme kavuşturulacaktır. Gelip orada kendi işletmesini fiilen işletebilecektir. Bir zamanlar dünyanın incisi olan bu bölgenin yeniden açılması bölgedeki tüm kesimlerin faydasına olacaktır.”

“Gerçek dışı taleplerle masaya gelinmemeli”
Bölgenin tamamının açılmasıyla alakalı henüz bir takvimin olmadığını aktaran Oktay, açılımın devamının geleceğini ifade etti.

Oktay, BM öncülüğünde yakın zamanda Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde, garantör devletlerin de katılımıyla düzenlenmesi planlanan Kıbrıs konulu 5+1 gayrıresmi toplantı ve diğer görüşmelerde, Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan’ın Maraş’ın artık bir pazarlık konusu olduğu fikrini unutması gerektiğini vurguladı.

Artık yeni şeyler söylemek gerektiğini dile getiren Oktay, “Bu tür gerçek dışı taleplerle masaya gelinmemeli. Artık konuşulması gereken, var olan gerçekliğin yasal zemine oturtulmasıdır.” dedi.

Oktay, KKTC’nin üzerinde hiçbir şekilde savunulamayacak ambargolar olduğuna işaret ederek, Kıbrıs Türkleri için en temel haklardan biri olan ulaşım hakkının dahi engellendiği bir dışlanmanın söz konusu olduğuna dikkati çekti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Kıbrıs’taki hiçbir soruna çözüm üretemediğini ifade eden Oktay, “BM’nin Maraş için kendi gözetiminde bir yönetim teklif edecek kredibilitesi yok. BM herhangi bir soruna çözüm bulabilmiş bir yapı değildir. Bu söylediğimiz, Maraş’ın ekonomiye kazandırılması, BM kararlarına da uygundur.” diye konuştu.

Oktay, Türkiye’nin kapalı Maraş’la ilgili çalışmalarını Dışişleri Bakanlığı ve ilgili tüm birimler vasıtasıyla ciddiyetle sürdürdüğünü, bu konuda sağlam temellere dayanarak konuştuklarını ve KKTC ile istişare etiklerini vurguladı.

“Yeni KKTC” söylemi
Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği “yeni KKTC” söylemine ilişkin, “Yeni KKTC, her anlamda altyapısını tamamlamış, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir üst yapıyı kurabilen, donanımlı gençleri ve iş insanlarıyla üreten, turizm potansiyelini diğer alanlara da taşıyan, kendi kendisine yeten ve her bir vatandaşının gururla ‘ben buradayım’ diyebileceği bir KKTC’dir görmektir. Bütün arzumuz da budur.” değerlendirmesinde bulundu.

Geniş bir heyetle, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrası birçok alanda planlama yapmak üzere KKTC’ye geldiklerini belirten Oktay, KKTC’nin dünyadaki rekabetten geri kalmasını istemediklerini ifade etti.

Oktay, KKTC’de yıllar önce başlayan yol projelerinin hala bitmediğini ve bunun sebebinin ise kamulaştırmayla ilgili, sistem kaynak veya yasal değişiklik gerektirebilecek altyapılarla ilgili olduğuna işaret etti.

KKTC’de yakın aralıklarla yapılan seçimlerin reformları ertelediğine işaret eden Oktay, bu aksaklıkların dışarıdan gelen yatırımcıyı da etkilediğini ve bu sorunların aşıldığı bir KKTC’yi görmek istediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Türkiye’de yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı başarılı bir mücadele verildiğini belirterek, Türkiye’nin aşı ile ilgili çalışmalara başlattığını ifade etti.

Türkiye’nin sağlık alanındaki altyapısının çok güçlü olduğuna dikkati çeken Oktay, “Salgın ve doğal afetlerle birlikte görüldü ki Türkiye’deki sağlık altyapısı muhteşem bir öngörüyle oluşturuldu. Sağlık alanında birden bire dünyadaki en avantajlı ülkelerden biri konumuna geldik. Bu konumumuz, bize sağlık ekipmanları, aşı ve ilaç konusunda çalışma konusunda özgüven aşıladı ve o çalışmalar başladı. Salgın bu anlamda bizim için bir salgına dönüştü.” dedi.

“Bizdeki hangi aşılama hangi çerçevede gidiyorsa bu KKTC’ye de yansıtılacaktır”
Oktay, KKTC’nin de sağlık konusunda hiç kimseye muhtaç olmaması için çalışmalar yürüttüklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Türkiye’deki hava ambulansları dahil, tüm sağlık imkanları, buranın (KKTC) emrindedir. Hükümete ‘Hastaları da taşıyabiliriz, Türkiye’nin sağlık altyapısı sizin de altyapınızdır.’ dedik. Bize de söylenen, ‘Normal hastaları değil ama yoğun bakımdakileri taşıdığınızda biz son derece rahatlarız.’ oldu. Biz de onları taşıdık, gelmek isteyen her hastamızı aldık. Aşılama konusunda da, diğer Kovid-19 desteklerinde olduğu gibi KKTC’yi asla yalnız bırakmadık.” diye konuştu.

Türkiye’nin KKTC’ye ekonomik desteklerin yanı sıra Kovid-19 desteklerinin sürekli devam ettiğini kaydeden Oktay, aşılama olayında da “Türkiye’deki imkanlar, KKTC’nin de imkanlarıdır” anlayışında olduklarını ifade etti.

Oktay, “Bizdeki hangi aşılama hangi çerçevede gidiyorsa bu KKTC’ye de yansıtılacaktır. Türkiye’ye gelen aşıları biz KKTC’ye de iletmeye başladık, devamı da gelecektir. Bunu yarın da yine görüşüyoruz olacağız ve heyetler arası görüşmeden sonra bunu da açıklayacağız. Bu konuda hiç kimsenin bir endişeye kapılmasında gerek yok. Bizdeki imkanların sizin de imkanların olduğunu bilmenizi isteriz.” ifadesini kullandı.

Enis Berberoğlu, hakkındaki fezlekeye itiraz etti

Enis Berberoğlu’nun avukatları Yiğit Acar ve Murat Ergün aracılığıyla İstanbul 14. Ağır Mahkemesi’ne dilekçe sunarak fezlekeye itirazda bulundu. Dilekçede, “2016 yılında beri süren yargılamada evrensel hukuk kuralları, anayasal ilkeler, ceza yargılamasının usul ve esasları başta yerel mahkemeniz olmak üzere birçok defa ihlal edilmiştir. Mevcut yargılama bir bütün olarak yasal temelden yoksun, hukuksuz, adaletin açık bir şekilde reddi yoluyla, adil yargılama hakkının varlığına ve amacına aykırı olarak yürütülmüştür.” denildi.

Yeniden fezleke düzenlenmesi istendi
Fezlekede Enis Berberoğlu’nun “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama” suçundan yargılamaya devam edilmesi gerektiğinin ifade edildiği ancak Berberoğlu hakkındaki suçun “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgilerini açıklama” suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, Yargıtay’ın da bunu onadığı belirtildi.  Dilekçede, lehe verilen kararın aleyhe döndürülemeyeceği vurgulanarak Berberoğlu’nun sadece “Devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçundan yargılanabileceği kaydedildi. Dilekçede, “usul ve yasaya uygun bir fezlekenin yeniden düzenlenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na gönderilmesi” talep edildi. 

Denizli’de komanda destekli uyuşturucu operasyonu: 50’den fazla kişi gözaltında

İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekipleri, Tavas Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sokakta uyuşturucu satanlara yönelik 7 ay önce teknik ve fiziki takip başlattı.

Şüphelileri tek tek tespit eden ekipler, bu sabah operasyon başlattı. Tavas merkezli Muğla ve Erzurum’da eş zamanlı yapılan operasyona çok sayıda jandarma personelinin yanı sıra komandolar ile özel eğitimli narkotik köpekleri katıldı.

Çok sayıda uyuşturucu madde ele geçirildi
60’dan fazla adrese yapılan eş zamanlı operasyonda 4 kilo 200 gram kubar esrar, fişekler halinde satışa hazırlanmış 280 gram metamfetamin, 60 gram eroin, 15 gram kokain, 3 ruhsatsız av tüfeği, 4 ruhsatsız tabanca ve hassas teraziler ele geçirildi.

2’si öğretmen 50’den fazla şüpheli gözaltına alındı. Operasyonun sürdüğü, gözaltı sayısının artabileceği belirtildi.

Operasyon kapsamında sosyal medyada kendisini ‘Bağımsız Milliyetçiler Uyuşturucuyla Mücadele Derneği Başkanı’ olarak tanıtan Ali A.’nın da arandığı kaydedildi. Şüpheliler sorgularının ardından adliyeye sevk edilecek.

İzmir Dikili açıklarında 4,0 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın(AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı verilerine göre, bugün saat 11.45’te, merkez üssü Ege Denizi Dikili açıkları olan 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 6.97 kilometre altındaki deprem, Aliağa ve Foça başta olmak üzere İzmir’in tüm ilçeleri ile Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde hissedildi. Kısa süreli paniğe neden olan depremde, ilk belirlemelere göre can ve mal kaybı yaşanmadı.

Gün içinde kaydedilen depremler şöyle:

Ege Denizi: Saat 11:29’da 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 

Sakarya Akyazı: Saat 10:36’da 3.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 

Akdeniz: 10:35’de Akdeniz’de 2.9 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Muğla Ula: Saat 09:56’da 1.9 büyüklüğünde deprem kaydedildi. 

Adana Karaisalı: Saat 09:38’de 1.8 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Hızır orucu rüyası nasıl olur 2021 yatmadan nasıl niyet edilir?

2021 yılında Hızır orucu  11-12-13 Şubat tarihlerinde tutuluyor. Peki Hızır orucu duası nasıldır? Rüyanızda evleneceğinizi kişiyi görmek için Hızır orucu rüyasına nasıl yatılır? Hızır Orucu tutulurken genelde üçüncü günü perşembeye gelecek şekilde, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri şeklinde tutulur. Orucun üçüncü günü her perşembe cem ibadeti yapılır. İşte, Hızır Orucu hakkında merak edilenler Hızır Orucu ile ilgili detaylar haberimizde…

Hızır orucu ne zaman:  Hızır Orucunu kimi Alevi ve Şİa vatandaşlar 6,7,8 Şubat 2018, kimi vatandaşlar da 13,14,15 Şubat’ta tutar. Cem Vakfı verilerine göre ise Hızır Orucu 13 Şubat Salı günü başlıyor 15 Şubat Perşembe gecesi bitiyor.

Hızır orucu rüyası nedir nasıl görülür:  3 gün boyunca normal oruç tutulur, ancak hiç bir zaman su içilmez. Meşrubatı aşırıya kaçırmadan içilebilir. Kimseye söylenmemesi durumunda daha iyi olduğu söyleniyor. 3. günün sonunda su içmeden yatarken niyet edilip yatılırsa rüyada size biri su verecek. İşte o su veren kişi sizin evleneceğiniz kişidir.

kısmeti bile
Misafir Hızır arzulu dile
Hatayi uğrunu tut vergil ele
Mihmanlar siz bize safa geldiniz

Aleviler her evine gelen misafiri Hızır diye karşılar. Kendisine mihman eder ve bütün cömertliğini gösterir, yarin yanağından gayri mihmanıyla her şeyi bölüşür. Misafirperverliğini gösterir ve mihmanını uğurlar çünkü mihman Hızır’dır, Hakk’tır, mihman gelene eve bereket gelir (Bakara suresi ayet 3).

“(O takva sahipleri ki) onlar gaybe inanırlar. Kendilerine rızk olarak verdiğimizde de Allah yolunda harcarlar.” İşte ayetteki rızk ve Alevilerin işte cömertliği ve işte paylaşmanın güzel örnekleri.

Hızır Aleyhisselam, İlyas Aleyhisselam ve İskender-i Zülkarneyn, birlikte ab-ı hayat suyunu aramaya çıkar. Hızır ve İlyas bu suyun kaynağını bulup içmişler ve ölümsüzlüğe ermişlerdir. Hızır ve İlyas sağdır yaşamaktadır. Hızır karada, İlyas denizlerde, yardıma muhtaç olanlara zor durumda olanla yardım ederler. Yetiş ya Hızır diyenlerin carına yetişirler.

Zulmet deryasına nur edip gelen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir
Garibim, mazlumun halinden bilen
Hızır İlyas şah-ı merdan Ali’dir.

Hızır ve İlyas yılda bir kez (6 Mayıs Hıdrellez) gününün gecesi bir gül ağacının altında buluşurlar.

Hızır orucu duası nasıl yapılır: Oruca başlarken edilen niyet duası:

“Niyet ettim Allah rızası, Peygamber himmeti, Velayet şefaati için Hızır orucunu tutmaya. Allah kabul eylesin.”

Sonlandırırken ise oruç açma gülbangı okunur:

“Bismişah… Allah Allah

Yaradan Allah, Nübüvvet-i Muhammed, Velayet-i Ali aşkına, dertlerimize derman, hastalarımıza şifa, dilden dileklerimiz, gönülden muratlarımız için, dara, zora yetişen Hızır için, Hızır orucunu açmaya.

Gaziantep’te ‘benim olacaksın’ dedi yatalak kalmasına neden oldu! Şok eden karar çıktı

Gaziantep’te kendisinden 10 yaş küçük sevgilisi M.C.’ye cinsel istismarda bulunmak istediği esnada intihar etmesine neden olduğu iddiasıyla çocuğun cinsel istismarı ve başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi suçlarından yargılanan Z.A., üzerine atılı bütün suçlamalardan beraat etti. Gaziantep 5 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 7’nci duruşmaya tutuksuz sanık Z.A. gelmezken avukatı Dilan Selin Çil ile mağdur avukatı Yakup Doğan duruşmada hazır bulundu.

Gelen evrakların okunmasıyla başlayan duruşmada iddia makamı mütalaasını açıkladı. Olay tarihinde mağdur M.C.’nin sanık Z.A.’ya ait eve gittiği ve sanığın olay yerinde sigara şeklinde uyuşturucu madde kullandığının belirtildiği mütalaada, “Sanığın bu maddenin etkisiyle mağdura “Sen benim olacaksın başkasının olamazsın” diyerek mağdurun vücuduna dokunmaya çalıştığı, mağdurun sanıktan kurtulmak için su getirmesini istediği, sanığın mutfağa gitmesi ile beraber mağdurun terasın kapısını açarak korkuluklara doğru koştuğu, sanığın da mağdurun arkasından gittiği, mağdurun sanığa yaklaşmamasını aksi halde atlayacağını söylediği, sanığın yaklaşmaya devam etmesi üzerine de mağdurun terastan aşağı atladığı, tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği, sanığın nitelikli cinsel istismara teşebbüs ve başkasını intihara yönlendirme suçlarından cezalandırılmasını talep olunur” ifadelerine yer verildi.

Bütün suçlardan beraatine karar verildi
Mütalaanın ardından söz alan mağdur avukatı Yakup Doğan, mütalaaya katıldıklarını belirtti. Mağdurun belinin hala kırık olduğunu aktaran Doğan, “Mağdur bu olayı 17 yaşında yaşadı. Bu olayın etkisini ömür boyu yaşayacaktır. Dolayısıyla sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi. Sanık avukatı Dilan Selin Çil ise mütalaadaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini beyan ederek sanığın beraatini talep etti.
Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti sanık Z.A.’nın bütün suçlardan beraatine karar verdi.

Davanın geçmişi
Sanık Z.A. 17 yaşındaki M.C ile ilişki yaşamaya başladı. 28 Kasım 2017 tarihinde M.C.’yi kendisine ait bir eve götüren Z.A. evde uyuşturucu madde kullandı. Uyuşturucu maddenin etkisiyle M.C.’ye “Sen benim olacaksın başkasının olamazsın” diyerek cinsel istismarda bulunmaya çalıştı. M.C. kendisini kurtarmak için Z.A.’dan su getirmesini isterken o arada evin terasına çıkıp korkuluklara doğru koştu. O esnada Z.A.’nın M.C.’ye yaklaşmaya çalışması üzerine M.C. kendisini 5’inci kattan aşağıya bıraktı. Düşmenin etkisiyle ağır yaralanan M.C.’nin beli kırıldı. Olay üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı Z.A hakkında çocuğun cinsel istismarı ve başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi suçlarından iddianame hazırladı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan ABD’ye Osman Kavala tepkisi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aksoy, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Osman Kavala’ya ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, “ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Osman Kavala’nın serbest bırakılması çağrısı yapan açıklamasına yanıtımızı 28 Temmuz 2020 tarihinde vermiştik. Aynı içerikteki ikinci açıklamanın da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını tekrar hatırlatmak isteriz” ifadesini kullandı.

“Osman Kavala hakkında bağımsız mahkemelerce yürütülen yargı süreçleri devam etmektedir. Herkes bu süreçlere saygı duymak zorundadır” diyen Aksoy şunları kaydetti: “AİHM’nin Osman Kavala kararının icrasının takibi Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin insan hakları konulu toplantısında gerçekleştirilmektedir. Hükümetimiz bu çerçevede gerekli bilgileri sunmaktadır.

Türk demokrasisine darbe girişiminde bulunan FETÖ elebaşının ülkemize iadesi konusunda hukuki süreçleri bahane gösteren bir ülkenin Türkiye’de devam eden bir hukuki sürece müdahale etme gayreti ilkesiz ve tutarsız bir yaklaşımdır. Türkiye bir hukuk devletidir. Hiçbir devlet veya hiç kimse Türk mahkemelerine yargı süreçleri hakkında emir veremez.”

Mardin’de eylem hazırlığında olan 3 PKK’lı terörist yakalandı

Mardin İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ile MİT Başkanlığı’nın yaptığı istihbari çalışmalar sonucu, büyükşehirlerde eylem hazırlığında olduğu belirlenen terör örgütü üyelerinin, patlayıcı ve bomba materyalleri ile yasa dışı yollarla Türkiye’ye girdiğini tespit etti.

Polis ekipleri ile MİT, teröristleri yakalamak için çalışma başlattı. Terör örgütü üyelerinin Nusaybin ilçesinde olduğunu tespit eden ekipler, şüphelilerin kimliğini belirledi. 2’si Suriye uyruklu, 1’i Türk olmak üzere terör örgütü üyesi 3 kişi, takibe alındı.

Teröristler, yapılan takibin ardından ilçede gerçekleştirilen operasyonla yakalandı. Gözaltına alınan 3 şüpheli, Mardin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Gözaltına alınan şahısların üst aramalarında, sigaraların içine yerleştirilmiş 11 adet el yapımı elektrikli kapsül, pijamaların lastik kısmına gizlenmiş 2 adet saniyeli ve infilaklı patlayıcı fitili, tuzaklama, sabotaj ve bomba yapımı konularına ait bilgi ve belgeler ile bombaları patlatma anlarına ait videolar içeren dijital materyaller ele geçirildi.

Sanıklar, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı.

Deşifre oldukça yöntem değiştirdiler

Terörle mücadeleyi aralıksız sürdüren Mardin polisi daha önce de Türkiye’ye sınırdan yasa dışı yollarla girmeye çalışan 4 Suriye uyruklu terör örgütü üyesini yakalamış, teröristlerden birinin ayakkabı tabanına bölmeler açarak, gizlediği yaklaşık 200 gram el yapımı plastik patlayıcı ele geçirmişti.

Yapılan bu operasyonun ardından PKK/KCK-YPG/PYD terör örgütü üyelerinin yöntem değiştirerek yurda girmeye çalıştığı öğrenildi.

kocaeli escort şişli escort şişli escort bayan ataşehir escort beylikdüzü escort escort ankara escort ankara escort izmir escort bayan izmir escort cialis istanbul evden eve nakliyat kartal escort pendik escort bayan izmir escort jigolo istanbul escort bayan maltepe escort istanbul escort bahis siteleri mobilbahis bets10 canlı bahis siteleri jojobet canlı bahis siteleri canlı bahis siteleri canlı bahis siteleri casino siteleri konya escort adana escort türkçe altyazılı porno adana escort mersin escort mersin escort türkçe altyazılı porno hd porno izle türkçe altyazili porno izmir escort escort bodrum escort türkçe altyazılı porno bodrum escort bayanlar bodrum escort kızları bayan bodrum escort porno izle bodrum escort escort bayan bodrum escort porno izle hd porno türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno Adana Escort
Antalya Escort
Antep Escort
Denizli Escort
Bursa Escort
İzmir Escort
Konya Escort
Malatya Escort
Mersin Escort
Ankara Escort
sakarya escort türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno maltcasino grandbetting betnano mroyun mersin escort